Spor salonlarında tartışmalara sebep olan uygulama

Spor salonlarında tartışmalara sebep olan uygulama


Ankara Haber Merkezi: Türkiye’de 2 milyon kişinin spor salonlarına kayıtlı olduğu fitness sektöründe girişimciler sınır tanımıyor. Şimdilerde moda kütük, dev TIR lastikleri taşımak ve halat çekmek gibi ağır işler. İnşaatta ...


Türkiye’de 2 milyon kişinin spor salonlarına kayıtlı olduğu fitness sektöründe girişimciler sınır tanımıyor. Şimdilerde moda kütük, dev TIR lastikleri taşımak ve halat çekmek gibi ağır işler. İnşaatta çalışan bir amelenin 50 liralık yevmiyeyle yaptığı işe benzeyen bu spor için ödenen para ise saatte 200 lirayı buluyor.


Fitness sektöründe şimdilerde, TIR lastiği ve kütük taşımak, duvar örmek gibi yöntemler moda oldu. En fazla ilgiyi gösteren beyaz yakalılar, bu ağır işçiliği yapabilmek için para ödüyor. Günlüğü 50 liraya çalışan amelelerin işlerinden ilham alan bu sporun saati, 200 lirayı buluyor.



Ülkemizde yaklaşık 2 milyon kişinin resmi olarak spor salonlarına kayıtlı olduğu fitness sektörü, girişimcilikte sınır tanımıyor. Y kuşağının ilgisine, sağlıklı yaşam modası da eklenince serbest piyasa ekonomisi, popüler olanı yeniden üretmekten geri kalmıyor. Eskiden ağırlık kaldırmak ile özdeş görülen kulüplerde şimdi yoga, crossfit, squat gibi sayısız spor tekniği türemiş durumda. 3,5 milyar liraya ulaşan pazarda, artık her 6 ayda bir farklı bir spor çeşidi çıkıyor. Tabi ki kendi tüketim kültürü ile birlikte. Şimdilerde öyle bir antrenman tekniği gelişmiş ki yok artık dedirtiyor.


TIR lastiği, kütük taşıtıyorlar


Spor salonu veya açık alanda olun fark etmez, TIR lastiği, kütük, kiremit gibi eşyaları taşımak zorundasınız. Mesela 50 metre yükü sırtlamak durumundasınız. Kimi zaman tıpkı bir duvar ustası gibi ağırlıkları üst üste dizmeli, kimi zaman da amele misali ağır halatları çekmeli, dev kütük ve TIR lastiklerini taşımalısınız. Yöntem doğal yollarla güçlenmenizi, kilo vermenizi ve tabii ki fit olmanızı sağlıyor. En azından iddialar bu yönde.


Ağır işçilik için para ödüyoruz


Bu spor çeşidiyle ilgili bir eleştiri yok; konunun sorunlu yanı, onu talep edenlerde gizli. Teşbihte hata olmaz diyelim ama işin ameleliğini yapıp üstüne para veriyorlar. Öğrendiğimize göre bu kurslara gidenlerin çoğu beyaz yakalılar yani bizim plaza insanları. Hani şu köşedeki bakkala gitmeye üşenip, internetten sipariş veren. İki kat merdiven çıkmak yerine asansöre binen. Hani yürüdüğü tek mesafe, ofisi ve otopark ile kısıtlı olan. İşte bu plaza tayfası, hareketsizliğinin tüm ağırlığını, yük taşıyarak atmaya çalışıyor.


10 dersi 2 bin, kursları 4 bin lira


Ücretlerde belli bir standart yok. Şöyle adamakıllı, tekniğine uygun kondisyon tutmak için, 10 derse yaklaşık 2 bin lira veriyorsunuz. Yani saati 200 lira civarında. Kursların aylık ücretleri bin ila 4 bin lira arasında. Şimdi sıkı durun, amele pazarlarındakiler, günlüğü 50 hatta 30 liradan eşya taşımak için sırada beklerken, metropol insanı bu işi yapmak için saatine 200 lira ödemek zorunda. Ne yaman çelişkidir ki, hareket etme özelliği olan insanoğlu, bunu hatırlamak için yine bir tüketim modasını takip etmek mecburiyetinde.


Kaynak: Yeni Şafak